Biden İdaresi geçen yıl, üç ve dört yaşındaki tüm çocuklar için “evrensel okul öncesi programını” duyurdu.
Halbuki çalışmalar, hükümetlerin belirlediği anaokulu programlarının, katılan çocuklara yarardan çok zarar verdiğini gösteriyor.
Bilindiği üzere Amerika’da zorunlu eğitim, çoğu eyalet için, 6 yaşında başlayan 12 yıllık bir süreçtir. Bunun öncesinde 1 yıl, zorunlu olmayan anasınıfı okutulur. Bu durumda bu bir yıllık eğitim ilkokula dahil edilir.
Biden yönetimi, 3.5 trilyon dolarlık “daha iyisini inşa et” planının bir parçası olarak 3 ve 4 yaşındaki tüm çocukları da kapsayacak şekilde, kamu tarafından finanse edilen, “kreş öncesi eğitimi” diye de isimlendirebileceğimiz, ücretsiz bir anaokulu sağlamaya çalışıyor.
Bu amaçla ilgili plandan en az 200 milyar dolarlık bir pay ayrılması hedefleniyor.
Bu plan, hali hazırda çok geniş bir yelpazede hizmet sunan, okul öncesi bakım programlarını zora sokmakta.
Her aileye hitap edebilen çeşitlilikteki programlar yerine, aileleri tek bir seçeneği kabul etmeye yönlendirmek gibi bir risk taşımaktadır.
Gelelim okul öncesi programları hakkında nadiren yapılabilen bir kaç çalışmaya.
Devlet Okul Öncesi Öğrencileri Daha Kötü Sonuçlara Sahip
2016 yılında, Vanderbilt Üniversitesi araştırmacıları, Tennessee Okul Öncesi Programında yaptıkları çalışmada, randomize toplanan uzun vadeli sonuçları incelediler.
Buna göre, devlete ait anaokulu programlarına katılan öğrenciler katılmayanlara oranla daha kötü sonuçlara sahip!
Bu tür programlara ilişkin yapılan analizler, sürekli bir şekilde; devlete ait anaokullarına giden öğrencilerin, kalıcı bir kazanım elde edemediğini ve bu programlara katılmayanlardan daha kötü durumda olduklarını göstermektedir.
Vanderbilt araştırması; eyalet genelinde yoğun talep gören anaokullarına başvuran, düşük gelirli ailelere mensup ve okullara rastgele kabul edilmiş 2990 çocuğu kapsamaktadır. Çalışma, çocukların altıncı sınıfa kadarki verilerini incelemiştir.
Eyalet eğitim kayıtlarından elde edilen verilere göre, devlete ait ana okullarına devam eden çocuklar, anaokuluna gitmeyen kontrol grubu çocuklarına göre, üçüncü sınıftaki başarı testlerinde daha düşük puanlar almıştır ve bu başarı farkı altıncı sınıfa kadar artarak devam etmiştir. En güçlü olumsuz etkiler ise kendini altıncı sınıfta gösteriyor.
Buna göre öğrenciler, altıncı sınıfa geldiklerinde okuma, matematik ve fen testlerinde, kontrol grubundan daha düşük puanlar almıştır.
Yine bu öğrencilere ‘öğrenme güçlüğü’ teşhisi konması ve altıncı sınıfa geldiklerinde ‘bireyselleştirilmiş eğitim planı’ verilmesi olasılığı da, kontrol grubundaki öğrencilere göre çok daha yüksektir.
Daha da önemlisi devlete ait bu okullara kaydolan öğrencilerin, okul düzeyine geldiklerinde, davranışsal açıdan; disiplin suçu işleme, şiddet veya okula silah getirmek gibi ciddi suçlardan disiplin cezası alma olasılıkları daha yüksektir.
‘Head Start’ Programları Çocukları Başarısızlığa Hazırlıyor
Yine 2012 yılında yapılan başka bir çalışmadaysa Head Start, yani devlet tarafından sağlanan ‘Başlangıç Programı’ öğrencilerini inceleyen bir araştırma, bu programa katılan öğrencilerin, davranış sorunlarına daha meyilli olduğunu ortaya koydu.
Bu çocuklar üçüncü sınıflarındayken, ebeveynleri tarafından: ‘daha agresif’ ve öğretmenleri tarafından da: ‘daha fazla duygusal sorunlu’ olarak değerlendirilmiştir.
DEHB Teşhisi Riskinde Artış
Başka bir sorun ise sınıflarının küçük çocukları hakkında kendini gösteriyor: “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu”
Sınıflarında, diğer arkadaşlarından daha küçük olan çocuklar için anaokulu; daha yüksek “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite” tanısı ve tedavi oranlarına yol açıyor.
Harvard Tıp Fakültesi’ndeki araştırmacılar 2018 yılında New England Journal of Medicine’de yayınladıkları bir çalışmada, anaokulu yaş sınırı 1 Eylül olan eyaletlerde, Ağustos ayında doğan ve beş yaşına yeni giren, yani sınıfındakilerden yaklaşık 1 yaş küçük olabilen çocuklara, ‘Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu’ teşhisi konma olasılığının, aynı sınıftaki daha büyük yaşıtlarına göre, yüzde 30 daha fazla olduğunu bulmuşlardır.
Bu, biz ebeveynler açısından şaşırtıcı olmamalı. Zira beş yaşına yeni girmiş bir çocuk ile altı yaşına girmek üzere olan bir çocuk arasındaki ‘büyük dikkat farkını’ ilk elden gözlemliyoruz.
“Erken çocukluk gelişiminde bir yıl çok önemlidir.”
Devlet Okul Öncesi Programları Küçük İşletme Sahiplerine Zarar Veriyor
Bir başka sorunsa, ekonomik ve ticari alanda kendini gösteriyor.
“Devlete ait okul öncesi programlarındaki genişlemenin küçük işletme sahiplerine zarar vermesi!”
Eğer çocuklara verilen zararlar, devletin okul öncesi programlarının yaygınlaşmasını durdurmak için yeterli görülmüyorsa, o zaman küçük işletme sahiplerine verilen zararlar engellenmelidir.
Chicago Tribune gazetesi geçen yıl şunu bildirmiştir: “Özel ‘çocuk bakım hizmeti’ işletmecileri, evrensel anaokulunun, birçok aileye, çocuklarını anaokuluna göndermek için çok az seçenek bıraktığını, çünkü özel programlar ailelerin ihtiyaçlarına daha çok uysa bile, maliyetlerin, özel anaokulu yerine devlet eğitimini tercih etmede belirleyici faktör haline geldiğini söylüyor.”
Chicago gibi evrensel anaokulu programlarının uygulandığı eyaletlerde, ‘ücretsiz’ ve devlete ait okul öncesi kurumlarıyla rekabet edemeyen, özel anaokulu ve kreş sağlayıcıları, işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu özel işletmeler kapandığında toplumdaki çocuk bakımı açığı daha da artıyor.
Anaokulu işletmecilerinin bu deneyimi, hükümetin bu uygulamasının ülke genelindeki topluluklarda, çocuk bakımı sıkıntısı oluşturduğunu gösteriyor. Küçük işletme sahipleri talebi karşılamak için gerektiği gibi hareket edemiyor. Bu da pazarda bir uyumsuzluk oluşturuyor.
Nobel ödüllü ekonomist Friedrich Hayek’in dediği gibi, “devlet ne kadar çok ‘planlarsa’ birey için planlama o kadar zorlaşır.”
İşletmecilerin bu durumu, Hayek’in ne kadar haklı olduğunu ve devletin “planlamasının” ve hatta bu tür bir planlamanın söylentisinin bile, serbest piyasadaki narin değişim sürecini nasıl bozduğunu göstermektedir.
Vergi mükellefleri tarafından, yani yine millet tarafından finanse edilen okul öncesi programlarının, eğitime verdiği zararlara, yaygın ekonomik zararlar da ilave olmaktadır.
Hükümetlerin, okul öncesi programlarını genişletmesi, vergi mükelleflerine önemli maliyetler getirmenin ötesinde çocuklara da yarardan çok zarar vermekte, ayrıca küçük işletme sahiplerini iflasa sürüklemektedir. Bu da çocuk bakımı hizmetlerinde eksikliklere sebep olmaktadır.
Bu programların başlatılması ya da genişletilmesi yönündeki her türlü çabaya şiddetle karşı çıkılmalıdır.
“Kamuya ait anaokullarına gönülden bağlanmadan önce, okul öncesi eğitimin etkilerini daha fazla incelememiz gerekiyor.”
Kerry McDonald, 16 Şubat 2022
-eklemeler yapılmıştır-
Kaynaklar
1-Biden Stretches Evidence for Universal Pre-K : FactCheck
2-Vanderbilt University Study Shows Why Biden’s Universal Government Preschool Program Would Be a Disaster : FEE Stories
3-Effects of the Tennessee Prekindergarten Program on children’s
achievement and behavior through third grade : Vanderbilt University
4-Third Grade Follow-up to the Head Start Impact Study: Final Report : Administration for Children & Families
5-THE LONG-TERM EFFECTS OF UNIVERSAL PRESCHOOL IN BOSTON : NATIONAL BUREAU OF ECONOMIC RESEARCH



